19 Mayıs 2010

Kürk Mantolu Madonna

      Uzun zamandır çevremde tanıdık ellerde gördüğüm bir kitaptı. Etrafta olmayınca göz aşinalığıyla aldım sonra ve geç kaldığımı anladım okumak için.
      Derine inilen çok karakter yok. Ancak kitap aslıda bunu anlatıyor zaten, çevremizde kalabalık gibi duran, dikkatimizi çekmeyen insanların bize; yabancı ve sıradan gelişlerinden bahsediyor. Bir kalıba uygun hareketler ve hayatlarında edindikleri rolleri ile gözümüzde değersiz olduğunu bir kez daha farkettiğimiz o insanların arasından sessiz, mahçup bir adamın yaşama dair meziyettsizliğine dikkat çeken sonra alelade gelen bu adamın yaşama dair meziyetinin sevmek olduğu anlaşılıyor.     
        Romanın başında anlatıcının hayatı ve olaylara bakış açısı bizi hergün yaşadığımız hayatların aşinalığından farkındalığa yönlendiriyor. Sonrada o alelade adamın, Raif'in görüntüsü beliriyor okuyucunun zihninde. Anlatıcının gözlem yeteneği sessiz ve soluk bir renk taşıyan varlığının gözle görülenden daha fazlası olduğu anlatılıyor. Belirgin canlı bir renkler gözümüzü alması yerine, arada kalmış ışığını yitirmiş bir adamın çok daha sade, o ışık karmaşasından uzak, net ve olumsuzluğu ile gerçek bir cevabını ulaştırıyor bize hayatla ilgili Maria Puder ve Raif'in hikayesi...

-spoiler-

"insanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.


....


hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. insanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden herşeyi bırakıp kaçarlar.


...


muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ancak birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gidecekti. bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... biz ancak o zaman sahiden yaşamaya -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. o zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için, herşeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu"

...

'' insanlar birbirlerini ne kadar iyi anliyorlardi... bir de ben bu halimle

kalkip başka bir insanin kafasinin icini tahlil etmek, onun düz veya karışık ruhunu görmek istiyordum. dunyanin en basit, en zavalli, hatta en ahmak adami bile, insani hayretten hayrete düşürecek ne muthiş ve karişık bir ruha maliktir!.. niçin bunu anlamaktan bu kadar kaciyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkinda hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafi hakkinda söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rast geldigimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geciveriyoruz? ''

...

'' kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde, bu öyle olmayabilirdi! düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.
...
 
''insanlara kızmaya imkan yoktu, çünkü insanların en kıymetlisi, en iyisi, en sevgilisi bana en büyük kötülüğü etmişti; diğerlerinden başka bir şey beklenebilir miydi? insanları sevmeme ve onlara tekrar yaklaşmama da imkan yoktu; çünkü en inandığım, en güvendiğim insanda aldanmıştım. başkalarına emmiyet edebilir miydim?''
 
...
 
Maria:
"şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum." dedi. "bu eksiklik sana değil, bana ait...bende inanmak noksanmış... beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanmadığım için sana aşık olmadığı zannediyormuşum... bunu şimdi anlıyorum. demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar.... ama şimdi inanıyorum... sen beni inandırdın. seni seviyorum. deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum... seni istiyorum...içimde müthiş bir arzu var... bir iyi olsam!"




dip not: Madonna:
(Resim, Heykel) Çocuk İsa ile "Meryem Ana"yı gösteren resim ya da heykel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder